Ahir zamanda "deli" tiplemesi

15/2/2009 ·





Asrı saadetten günümüze kadar, islam kültürüyle yoğrulmuş  topraklarımızda yemek yemek kadar doğal olan yaşam tarzlarımız vardır.

İnsanlarımız  günümüzde islamı sadece kendi içlerinde yaşadıkları için ve zamanlada bu yaşamı tatbik edenler azaldığı için; azınlıklıkların aslında son derece normal ve olması gereken hareketleri komik bir duruma dönüştü.

Bazen gazetelerde dikkatimizi çeker. Okuduğumuz zaman çok normal olarak karşılayacağımız bir davranış ya da durum öyle bir anlatmışlardır ki, ne kadar ilkel, bağnaz ve basit bir mesele statüsünde ele alınmıştır..

Mesela geçen mecliste bir milletvekili eline bir kağıt almış. Bakın, bu kağıttaki yazanları falanca okulda öğretmen öğrencilere dağıtmış diye. İçeriğini okuyuncu güldüm tabiki. Olması gerektiği gibi. Cuma günü tırnak kesilmesi, guslün cuma günü alınması gibi sünnet olan davranışlar.
Neyse konuyu fazla uzatmadan benim günlük hayatta gördüğüm ve karşılaştığımız komik durumlara bir kaç örnek vereyim dedim. Acaba bu komikliği ben çok mu abartıyorum yoksa gerçekten sizin yaşamınızda da örneklere bizzat rastlıyor musunuz.




•Yemek yemeyi bitirdiği zaman masadaki ekmek kırıntılarını üşenmeden teker teker parmaklarıyla toplar ve ağzına katar.


•Üniversitede karşı cins arkadaşıyla karşılaştığında samimi bir el sıkma teklifini geri çevirmek için her türlü yolu dener, ve arkadaşını şaşkına çevirir.


•İçki, sigarayla ilgilenmek şöyle dursun, sucuk yemez, kola da içmez, genelde tavuk bile yemez.


•Özellikle okulda yediden yetmişe herkesin giydiği giyim tarzından farklı olarak sadece resmi kurumlarda görülen ütülü pantolon ve beyaz çizgili gömlekle okula gelir.

•Karşı cins biriyle konuşması icap ettiği zaman, sanki onu dinlemezmiş gibi yüzüne bakmamak için kafasını sağa sola döndürür ve muhatabının canını sıkar.

•Bazen namaz yetişmeyecek diye koskocaman otobüsü herkesin hayret bakışları arasında yolun ortasında durdurur ve iner. Abdest alıp, namazını kılar ve bir namaz uğruna saatlerce tekrar araba beklemek zorunda kalır.


•Düğün ya da diğer merasimlere misafir olarak gittiği zaman önüne gelen tavuklu pirinç pilavını yeme esnasında tavukları teker teker üşenmeden kenara iter ve pilavı yer. Görenlerin aklına Lazların ayran içmesi gelir.


•Çarşi-ü pazarda gezerken hep önüne bakar, bazen bunu abarttığı zamanlar direk ve kaldırımlara çarptığına rastlanmıştır.


•Okulda kız erkek bir araya gelip muhabbet yaparlarken hızla oradan uzaklaşır ve sosyal yönden arkadaşlarından ayrı kaldığından dolayı bazıları ona “ot ” derler.


•Nerede olursa olsun hiç üşenmeden 99 luk tesbih ve takkesini cebinden çıkarmaz. Hatta bazı görenler cebinde asırlar öncesinin diş fırçası misvaka bile rastlamışlardır.


•Sınıfta ödev yaparken herkes dışarı çıktığı zaman bakar. Eğer karşı cinsten bir kişi kalmışsa sınıfta, kitaplarını aldığı gibi sınıftan fırlar. Hiç kötülük yapmak aklından geçmeyen masum arkadaşı bu harekete çok alınır. “Deli mi bu çocuk ya? Ne yaptım ki ona?” diye sitem eder.


•Tuvalete gireceği zaman üşenmeden çoraplarını çıkarır, hatta paçalarını bile sıvar. Görenlerde “kuyuda araştırma yapacak herhalde” diye takılırlar.


•O kadar namazkolik olmuştur ki trenin tuvaletinde abdest alır ve koltukta oturduğu yerden namaz kılar. Görenlerin bazıları da içinden, “dinciliğin bu kadarına da pes doğrusu” derler.


•Başına bir olay geldiği zaman haklı olsa bile karşısındakiyle uğraşmaktan çok “acaba bu ceza neden başıma geldi” diye düşünür. Karşısındaki suçlu da fırsattan istifade arazi olur.


•Televizyonda film vb. programları kesinlikle izlemez. Hatta haber izlerken bile renkten renge girer. Ve  hatta o kadar abartmıştır ki kanal değiştireceği zaman, gözlerini televizyonun 1,5 metre yanına çevirir. Çevirdiği kanalın uygunluğunu göz kararı ile tesbit eder, uygunsa yüzünü ekrana öyle çevirir.


•Sıcak su olmadığı zamanlar bile bazen banyo yapmam icap ediyor der, kışın soğuğunda buz gibi suyla banyo yapar. Görenler ölüme susamış derler.


•Sınıf arkadaşının en anlamlı günü olan doğum günü partisinde onlara eşlik etmemek için 50 dereden su getirir ve arkadaşının şevkini kırar.

99 Mesele-i Mühimme

20/11/2008 ·

99 Mesele-i Mühimme nedir?
Günlük Đslamı yasarken, dikkati ehem olan, belki fazla duymadığımız ama önemli
olan bir çok husus vardır. Đste; herkesin anlayacağı ve kolayca tatbik edebileceği, kimi
Ayeti Kerime, kimi Hadisi Nebevi, kimi Evliyaullahın sözleri, kimi de adabı muaseret olan
bu bilgileri zamanla derleyip 99 madde seklinde derledik..
Sizlerde okumaya basladığınız zaman bilmediğiniz bir çok hususu öğrenmis ve günlük
hayatınızda tatbik etmis olacaksınız. Biliyorsanız da bilgilerinizi tazelemis olacaksınız.
99 Meselei Mühimme çalısması yaklasık 3 yılda hazırlandı. Ve bir çok ehli ilimce tetkik
edilip incelendi. Gerekli düzeltmeler yapıldı. Ancak, tüm bu hassasiyetimize rağmen bazı
meselelerde velevki bir hatamız var ve yanlıs bilgilendirme yapıyorsak bizlere haber
vermeniz Đslami emrin icabıdır.
Bu çalısmayı elimizden geldiği kadar yaymaya çalısalım. Forumlarda, mail vasıtası ile
tanıdıklarımıza ulastırarak çıktısını alarak çevremizdekilere hediye ederek…
Çalısmanın tüm telif hakkı Müslüman kardeslerimize aittir. Kaynağına sadık kalmak kaydı
sartı ile her yerde her mekanda paylasılabilir.
Gayret bizden Tevfik Allah’tan..
Miftahulkuluub / Sadakat.Net İslami Forumları
-----------------------------------------------------------------------------
99 Mesele-i Mühimme
1- Gusül abdesti alırken vücuttan durmadan kan aksa, bilerek ya da bilmeyerek yel çıksa
guslü sil baştan almaya gereğin olmayıp gusle devam edilmesi gerektiğini, burada önemli
olanın, hiç kuru yerin kalmamasını sağlamak olduğunu, çünkü guslün bozulmasını sadece
meninin gerektirdiğini ve yukarıdaki gibi abdesti bozan durumların gusülde dahi sadece
namaz abdestini bozduğunu ve guslün sıhhatine mani olmadığını biliyor muydunuz?
2- Vitir namazının ilk rekâtında elem neşrahleke, ikinci rekâtında tebbet üçüncü rekâtında
da ihlas suresini okumaya devam edenlerin diş rahatsızlığı çekmediğini biliyor muydunuz?
3- Namaz kılarken rükünleri alelacele yapıp dolayısı ile rükünlerden çalmanın hırsızlık
olduğunu ve Peygamberimizin bu tür kimselere en büyük hırsız dediğini biliyor muydunuz?
4- Cemaatle namaz kılarken cemaatten birisinin yaptığı yanlışın sehiv secdesini icap
etmediğini ama imamın yaptığı bir yanlışta ise imam ve cemaate gerektiğini
* sehiv secdesinin namazdaki her yanlış hareket sonucu da icap etmediğini, sadece (ilmihal
kitaplarında da ifade edilen) namazın farzı olan rükünlerden birinin tehirinde;
(geciktirilmesinde, ertelenmesinde) veya namazın vaciplerinden birisinin terk edilmesinde ya
da tehirinde gerektiğini; namazın farzlarından (İftitah tekbiri, niyet….) birisinin terkinde ise
namazın tekrarlanması gerektiğini; namazın sünnetlerinden birisini terkin sehiv secdesi
gerektirmediğini biliyor muydunuz?
5- İftitah tekbirinde “Allahu ekber” lafzının kulak yumşağına el değdiği anda bitmesinin
daha layık olduğunu; ellerin içinin Tekbir esnasında kıbleye bakması gerektiğini, parmak
aralarının ise ne tam açık ne de tam kapalı, kendi haline olacak şekilde ayarlanması icap
ettiğini
biliyor muydunuz?
6- Erkeklerde sakal bırakmanın sünnet olduğunu ama bulunduğu çevre ve imkan dahilinde
bunu yapamayarak ileriki zamanlara tehir eden bir kişinin traş olurken bile bu muzdaripliğini
unutmaması gerektiğini bundan ötürü sakal traşında sol tarafından başlaması icap ettiğini ve
traşı olana da, sünneti ihlal ettiği için “sıhhatler olsun” yerine, “kolay gelsin” demenin
adaptan olduğunu biliyor muydunuz?
7- Özellikle yatsı ve sabah namazlarını mümkün olduğunca cemaatle kılmamız gerektiğini,
çünkü yatsıyı cemaatle edanın gecenin yarısını ibadetle eda etmiş kadar faziletli, sabah
namazını cemaatle edanın da gecenin diğer yarısını ibadetle eda etmiş gibi faziletli, dolayısı
ile ikisini cemaatle eda etmenin gecenin tamamını ibadetle ihya etmiş sevabına mazhar
bırakacağını, Gecenin tamamını ibadetle geçirip sabah namazında cemaate iştirak etmeyen
birinin, sadece namaza kalkıp cemaatle eda edenden daha az sevap işlemiş olacağını; biliyor
muydunuz?
8- Karşı cinse bakmanın dini hükmünü soran Hz Aliye Peygamber Efendimiz s.a.v ‘in “Nazarül
üla leh vesseni aleyh” birinci bakman lehinedir(bakıp hemen gözlerini çevirmen) ama tekrar
dönüp bakman aleyhinedir buyurduğunu ve bunun bizler içinde bir ölçü olduğunu biliyor
muydunuz?
9- İmam-ı Azam Hazretlerine göre ikindi namazının vakti her şeyin gölgesinin iki misline
çıktığı zamana göre tanzim edildiği (asr-i sani), İmameyne göre ise bir misline çıktığı zamana
göre tanzim edildiği (asr-i evvel) iki görüş arasında yaklaşık kışın 45, yazın 90 dakika ihtilaf
olduğu ve bu çerçevede ( günlük takvimlerin genelde İmameynin görüşü üzere belirlendiği
için) şayet ikindi ezanı okunalı kışın 45, yazın 90 dakikadan az olmuş ise o gün İmam-ı
Azam’a göre amel edip öğle namazının kılınabileceği ama ikindi namazının ise İmam-ı Azam’a
göre amel edildiği için takvimdekinden kışın 45, yazın 90 dakika sonra kılınıp böylece öğle
namazını kazaya bırakılmadan eda edilebileceğini biliyor muydunuz?
10- Namazın önünden geçenler için Peygamberimiz s.a.v’in”Eğer bilselerdi 40 sene
beklerler yine namazın önünden geçmezlerdi”dediğini, ancak Kabe’ deki izdihamdan dolayı
namaz kılanın önünden geçmenin hiçbir mahzuru olmadığını biliyor musunuz?
11- Bir Allah dostunun, hemen hemen emel ettiğimiz tüm fetvaların sahibi olan ve bir çok
mübhem hususa açıklık getiren İmamı Azam hazretlerine arasıra 1 fatiha 3 ihlası şerif
okuyup hediye etmeyenin aklına şaşarım dediğini biliyor muydunuz?
12- Namazın ilk rekatinde okunan surenin Kur’anı Kerimde ikinci rekatta okunan sureden
önde olması icap ettiğini,
*ikinci rekattaki surenin ilk rekattan kısa olması icap ettiğini,
*ilk rekatta okunan sure ile ikinci rekatta okunan arasında sure bakımından bir atlama
olacaksa(yani ilk rekatta okuduğu sureden hemen sonra gelen sureyi okumayıp başka sure
okuyacaksa) kendini takip eden sureden sonra en az bir sure olması gerektiğini (mesela bir
kimse fil suresinden sonra atlamayarak gureyş suresine devam etmek istemediği zaman,
gureyş suresini takip eden eraeytellezi suresi atlanarak ondan sonra gelen herhangi bir sure
okunmalıdır.Eraeytellezi okunmamalıdır.)
*Birinci rekatta sure okuduysa ikinci rekatta ayet ya da sure okuyabileceği gibi; birinci rekatta
ayet okuduğu zaman ikinci rekatta sure okuyamayıp sadece ayet okunması (mesela ilk
rekatta yasin suresinin hepsini değil de birkaç ayetini okuyan birinin ikinci rekatta kafirun
suresini okuyamaması ya da okuyacaksa birkaç ayetini okuyup tamamını okumaması gibi)
gerektiğini
biliyor muydunuz?
13- Çorap çıkarırken soldan, giyilirken ise sağdan başlanmanın adaptan olduğunu biliyor
muydunuz?
14- İhya-i Ulumuddin başta olmak üzere birçok İslami eserin sahibi İmam-ı Gazali
hazretlerinin Şafii mezhebine mensup olduğunu biliyor muydunuz?
15- Namazda niyet hususunda bir çok insanın yanlış bilgiye sahip olduğunu yani dil ile
yapılan niyetin kafi olduğunu düşündüklerini ama; aslında niyetin kalp ile yapılmasının
emredildiğini sadece kalp ile yapılırken aynı zamanda dil ile tekrar etmenin bir sakıncasının
olmayacağını buradan da anlaşılacağı gibi kalp hazır olmadan sadece dil ile yapılan bir lisani
niyetin niyet sayılmayacağını biliyor muydunuz?
16- Duadan sonra (ellerin içinin nurla dolduğu için) ellerin içiyle yüzü sıvazlamanın
gerektiğini sair zamanlarda ise yüzü sıvazlamanın gereksiz ve manasız olduğunu biliyor
muydunuz ?
17- Yemeğin başında besmele çekmeyi unutup ortasında aklına gelen kişinin; “Bismillahi fii
evvelihii ve ahirihii ” demesi gerektiğini biliyor muydunuz?
18- “َ َِا ِا ُ    ا ُ
َ ْ
َو َ ََِ ،َُ َُ ُُْْا ََُو ُ َْْا ُِْ َُُِو َُهَو َ
 َ ُتَُ ِ
ِ َِ َُْْا َوَُه ََ  !"ُآ ٍءَْ
ٌِ َ'”
„Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve
hayyün lâ yemûtü biyedihil-hayr. Ve hüve alâ külli şey'in kadîr“
Duasının çarşı ve pazara çıkarken sürekli okunması gerektiğini, okumaya devam edenlerin
milyonlarca günahının mağfireti, amel defterlerine milyonlarca sevabın yazılması ve
derecesinin yükselmesine vesile olacağını Peygamber efendimizin haber verdiğini , Sahihi
Buhari ve diğer müfessir ve muhaddislerin bu hadise hayran olduklarını ve hatta ashaptan
bazılarının bu ecre nail olabilmek maksadıyla çarşıya çıktıklarını biliyor muydunuz?
19- “Amellerinizi bozmayın” ayeti kerimesinde de ifade edildiği gibi başlanan bir ibadet yarı
da kalmışsa tekrar yapılması gerektiğini, başlanmış bir ibadeti özürsüz bozmanın haram
olduğunu, namazı bozulan kimse ister farz olsun ister nafile olsun tekrarlaması gerektiğini,
ama nafile bir namazı mesela bir tesbih namazını kaza ederken 4 rekat olsa bile 2 rekat kaza
edilmesi gerektiğini çünkü nafile ibadetlerin 2 şer 2 şer emredildiğini biliyor muydunuz?
20- Üstazlarımızdan birinin; yatsıdan sonra emenerrasülü okumanın gafiller için teheccüd
namazı yerine geçeceğini söylediğini biliyor muydunuz ?
21- Cinlerinde aynen insanlar gibi mümin ya da kafir olduğunu sayı olarak insanların 10
katı büyüklüğünde olduğunu, nasıl ki biz onları göremiyor ama onlar bizi görüyorsa ahirette
de tam tersinin olacağını biliyor muydunuz?
22- Radyodan okunan secde ayetleri için secde yapmak gerekmediğini, arabalarda Kur’an-ı
Kerim ve diğer evradı şerifleri okumak ve dinlemenın çok büyük yanlış olduğunu, hatta toplu
vasıtalarda okunduğu zaman yolculardan cünup ve diğer hallilerden dolayı kazaya bile neden
olabileceğini biliyor muydunuz?
23- Kaza namazlarına niyet edecek kimsenin “En son geçirdiğim öğle namazının farzına”
gibi en son kelimesini getirmesinin daha uygun olacağını, sabah namazını herhangi bir
nedenden dolayı kılamayan kimsenin o gün öğleden önce kaza edecekse sünneti ile beraber
kaza etmesi gerektiğini ve kaza namazı niyeti ile değil de “bu günkü sabah namazının
farzına/sünnetine” şeklinde niyet etmesi gerektiğini ama sabah namazını başka gün kaza
edecekse sadece farzını ve kaza namazı niyetiyle namaza başlaması gerektiğini biliyor
muydunuz ?
24- Osmanlı devletinin kurucusu Orhan Gazi’nin Şeyh Edebali hz. Evinde misafir olduğu
zaman yatacağı oda da Kur’an-ı Kerim olduğu için ona hürmeten 6 saat yatmadan beklediğini
ve bu 6 saatin 600 sene Osmanlının ayakta kalmasının hikmetlerinden biri olduğunu, o
yüzden Kur’anı Kerime karşı ayak uzatmanın, göbekten aşağı indirmenin, sol ele almanın
saygısızlık olduğunu hatta bazı kimselerin Hadisi Şerif yazan bir takvimin yanında bile ayak
uzatmaktan haya ettiğini biliyor muydunuz?
25- Namaz kılan kimsenin iki yerde çok uyanık olması gerektiğini, bunlardan birincisinin;
iyyake na’büdü (ancak sana ibadet ederiz) ve iyyake nestein (ancak senden yardım dileriz)
ayeti kerimesini okurken muhatabımızın Hz Allah olduğunu tasavvur etmemiz gerektiğini zira
burada kul ile Allah arasındaki 70 bin perdenin kalkacağını, ikinci olarak da tahiyyat duasında
“esselamü aleykü eyyühennebiyyü” (selam senin üzerine olsun Ey Nebi!) derken
Peygamberimiz s.a.v ‘e selam verdiğimizi tasavvur etmemiz gerektiğini zira burada da kul ile
Allah c.c arasındaki 7 bin perdenin kalkacağının Evliyaullahtan birinin haber verdiğini biliyor
muydunuz?
26- Mektubat-ı Rabbani kitabının ehemmiyetine binaen bir Allah dostunun “Usta
yevmiyesinin 3 lira olduğu bir zamanda 500 liraya Mektubat bulursanız alın.” dediğini biliyor
muydunuz?
27- İnsan vücudunda toplam 384 meleğin olduğunu def-i hacet ihtiyacını gideren
meleklerin ise bu ağır yükten dolayı derecece daha faziletli olduğunu, bu 384 melekten birisi
bulunduğu bölgede vazifesini herhangi bir nedenden dolayı bırakırsa oluşan bu hastalığa
tıpta “felç” dendiğini biliyor muydunuz?
28- Dua yaparken öncelikle Allah’a hamd, Rasülüllah s.a.v efendimize de salavat getirilmesi
icap ettiğini binaen aleyh “Elhamdülillahi Rabbil alemin, vessalatü vesselamü ala seyidine
Muhammedin ve ala elihi vesahbihi ecmain ” diyerek duaya başlamanın adaptan olduğunu
biliyor muydunuz?
29- Yed-i Tũlâ sahibi üstatlarımızdan birinin Aspirin hapı için; “(Faydasını tam olarak)
bilselerdi bu kadar ucuza satmazlardı ” dediğini ve içerken de; Asprin önce ikiye bölünmeli ve
bir parçası alınarak o da ikiye bölünmeli ve çeyreğini sağ azı dişlerin arasına diğer çeyreğini
de sol azı dişlerin arasına bırakarak kendi haline erimesinin beklenilmesini, eridikten sonra da
kalan yarısını da aynı şekilde uygulanmasını tavsiye ettiğini ve bunun çok tesirli olduğunu
biliyor muydunuz?
30-Elbiselerin yeni alındığı zaman hemen giyilmemesi gerektiğini; Çünkü “Şüpheli şeylerden
kaçınmadıkça hakiki iman etmiş olamazsınız” hadisi şerifi de göz önünde bulundurulduğunda;
imal edilirken üzerine necis bir şeyin bulaşmış olabileceği ya da içki idrar vs. gibi ibadete mani
olan şeyler sıçramış olabileceği şüphesi nedeni ile işi garantiye alarak, yıkandıktan sonra
giyilmesinin daha uygun olacağını biliyor muydunuz ?
31-Kur’anı Kerim okunmaya ilk başlandığı zaman “euzu besmele” çekilmesi icap ettiğini
ama aralarda (bir sureden diğer sureye geçerken, hatim duası yapılırken felagtan sonra nas
okumaya başlanacağı zaman vs.) sadece besmele çekmenin kafi olacağını biliyor muydunuz
?
32- Mazeret banyosu yapılacağı zaman (cünüplük hali vs.) traşın gusül abdesti alındıktan
sonra yapılması gerektiğini, eğer önce yapılırsa mekruh olup yarın ahirette o kılların pis halde
iken gittiklerinden ötürü şikâyetçi olacağını biliyor muydunuz?
33-Mezhep İmamımız İmam-ı Azam’ın hayatının son iki senesinde tasavvufla
nasiplendiğini, bu çerçevede Silsile-i saadatın 4. sü ve kendi annesi ile evlenen Cafer-i Sadık
Hazretlerine mürid olduğunu, ve tasavvufun ehemmiyetine binaen de “eğer son iki senem
olmasa helak olmuştum.” (lugatı naciyede yazıyor) dediğini biliyor muydunuz ?
34- Cehennemin şiddetine binaen; Hz Allahın, ahirette bir kulu cehennemin yanına getirip;
“Ey Kulum, , seni bir an (saniyeden daha az) cehenneme koyayım, sonra da ebediyen
cennette kalacaksın” dediği zaman, o hararetin şiddetine muttali olan kişi: “Allahım! Ben
cennet filan istemiyorum, beni bu cehenneme atma da ne olur beni toprak yap” diye
yalvaracağının nakledildiğini biliyor muydunuz?
35- Namazlardan sonra, bir defa Ayetül kürsî- ihlas- felag ve nas sureleri, 33 Sübhanellah ,
Elhamdülillah , Allahüekber) diyerek yüzüncü olarak da (Leilaheillellahüvahdehula……) okuyan
kişinin hataları, deniz köpüğü kadar dahi olsa mağfiret olunacağını, İmam-ı Müslim Hz’lerinin
rivayet ettiğini, İmam-ı Rabbani k.s’ nda “Farz namazlardan sonra 33’er defa tesbih, tahmid,
tekbir ve bir defa da tehlil okuyarak 100’e baliğ olan tesbihatın okunmasındaki sır, Fakirin
ilmine göre;namazın edası esnasında vaki olan kusur ve taksiratı telafi etmek ve bu ibadetin
layıkı vechi ile yapılmadığını itiraftır” dediğini biliyor muydunuz?
36-Meleklerinde Peygamberi olduğunu, ama beşerin Peygamberlerinin meleklerin
peygamberinden faziletli olduğunu, meleklerin Peygamberinin ise normal beşerlerin
umumisinden faziletli olduğunu, normal beşerlerinde (Peygamber olmayanlar) meleklerin
umumisinden faziletli olduğunu (ö. nesefi-akaid) biliyor muydunuz?
37-Kelam ilminde, aydınlattığı bilgilerle tarihe damga vuran İmam-ı Gazali Hazretlerinin
adeta bu hususta bir çağ açtığını ve; kendisinden önce gelen kelamcılara “mütegaddimun”,
kendisinden sonra gelenlere de “muteahhirun” dendiğini, İlmi Kelam haricindeki diğer tüm
ilimlerde de Sadettin-i Allame-i Teftezani Hazretlerinin aynı vasıflara haiz olması neticesinde,
kendinden önce gelenlere “mutegaddimun”, kendisinden sonra gelenlere de “muteahhirun”
dendiğini biliyor muydunuz?
38-“Ecel geldiği zaman ne bir saat geri, ne de bir saat ileri gider” ayet mealinin, bazı
amellerin ömrü uzattığı ile ilgili hadisi şeriflerle çelişmediğini, hakikatin ise;Mesela bir kişinin
ömrü sadaka vermediği zaman 40 sene olacaksa ve sadaka verdiği zaman 70 olacaksa, Hz
Allah, ezelde sadaka vereceğini bildiği için ömrünü 70 sene olarak takdim edeceğini ve
böylece ziyadeliğin sadakaya nisbet edildiğini biliyor muydunuz?
39-“Falanca zat Kur’an-ı Kerimi çok güzel okuyor” ifadesinin yanlış olduğunu, zira Kur’an-ı
kerimin o kişinin okuyuş tarzına göre güzel ya da çirkin okuduğu tevehhümünün ortaya
çıkacağı; o yüzden de “Güzel Kur’anımızı güzel okudu” demenin icap ettiğini biliyor
muydunuz?
40-Secde ayeti olan bir ayeti Kerimeyi aynı anda defalarca okunsa bile sadece bir secde
yapmanın kafi olacağını, secde ayetini hemen yapmanın en müsasip olanı olduğunu ama
ihmal edenlerinde herhangi müsait bir zamanda yapmalarının icap ettiğini zira üzerlerine
vazip olarak kalacağını biliyor muydunuz?
41-Halk arasında çok yaygın olan“Allah ıslah etsin” ifadesinin çok sakıncalı olduğunu , zira
Hz Allah ıslah etmeyi murat ederse azapla ıslah edeceğini, bunun yerine “Allah hidayet nasip
etsin.” Demenin uygun olacağını biliyor muydunuz?
42-Evliyaullahtan birinin: Kur’an-ı Kerimin günlük hakkının en az 200 ayet olduğunu (~5
sayfa) söylediğini , bunu o gün okuyamayanların hiç olmazsa bunun yerine 50 ihlas okuması
gerektiğini buna riayet edenlerinde hiç sıkıntı çekmeyeceklerini müjdelediğini biliyor
muydunuz?
43-Evliyaullahtan birinin hatırlattığı üzere çocuklara nur isminin(Nurettin, elifnur vb.)
verilmemesi icap ettiğini, zira isimlerin semadan o isim sahiplerine müvafık olarak indirildiğini
ve nur ismine sahip kişilerin dünya da ve ahirette çok sıkıntı içerisinde kalacaklarını, nur
isminin başta olduğu zaman çok tehlikeli, ortada olduğu zaman daha az tehlikeli sonra
olduğu zaman da daha da az tehlikeli olduğunu biliyor muydunuz?
44-Sefere niyet edip yola koyulan bir kimsenin seferi hükmüne girmesi için, mesela
namazları kısaltması için 90 km nin geçmesi gerekmediğini,kendi beldesinden çıktığı andan
itibaren seferi hükmünde olduğunu, mesela Ümraniyede ikamet eden bir kimse Konya’ya
seferi olarak gitmeyi murat ettiği zaman Harem’e geldiğinde namaz kılacağında kısaltması
icap ettiğini biliyor muydunuz?
45-Miftahulkuluub kitabının müellifi bu kitabı Rasülüllah s.a.v.’in emri üzere yazdığını ve şu
şekilde söylediğini “1259 senesinde Rebiussani ayında hücremizde müteveccih iken Efendimiz
(s.a.v) zuhur ederek bu aciz kölelerini talfit ile; “Evladım Nuri vakitler bir acaip oldu.Aşık ve
sadık ve hakikati arayan ümmetim kolaylıkla yollarını bulsunlar istiyorum.Çünkü bir çok
kimseler kendilerini Evliyaullahtan olmadığı halde evliyalık taslayıp ehlullah kisvesine
bürünüyor, şeriatıma da itibar etmeyip, geçmiş evliyanın hallerini de kendi hal ve
tecellileriymiş gibi göstererek halkı aldatıyorlar, şeriatımı ihmal ediyorlar, ümmetimin hakiki
tarikatlara yan bakmasına ve yollarını şaşırmalarına sebep oluyorlar.Onlara şeriat, tarikat,
hakikat marifet ve vuslatın ne olduğunu anlatan bir risale hazırla” buyurdu.Bende emre
uyarak bu eseri kaleme aldım.” dediğini biliyor muydunuz?
46- Kerahet vakitlerinde sadece namazın mekruh olduğunu, diğer ibadetlerin mekruh
olmadığını biliyor muydunuz?
47-İmam-ı Rabbani Hazretleri k.s’nin; (c:1 m-4) Bir kişinin Ramazan ayı manevi cihetten
nasıl geçerse 11 ayı da o şekilde geçer.” Dediğini ve Receb-i Şerif ve Şaban-ı Şerif aylarının da
nasıl geçerse Ramazan ayının öyle geçeceğini biliyor muydunuz?
48-Namazdan sonraki tesbihata başlamadan önce çoğu kişinin elini üfleyerek tesbihe
başladığını, doğru olanın ise kişinin içinden “Ya Şafii Huuuuuu” diyerek soldan sağa doğru
sadırlarını üflemesi icap ettiğini biliyor muydunuz?
49-Müslüman kadınların Müslüman olmayan kadınlarla olan mahremiyetlerinin erkeklerle
olan mahremiyetleri gibi olduğunu mesela tokalaşamayacaklarını ya da başlarını açmalarının
caiz olmadığını vs. biliyor muydunuz?
50-Salati Ümmiye okurken bir çok kişinin “ümmiyyivveala….” Diyerek yanlış okuduğunu,
doğrusunun ise “ümmiyi veala..” olduğunu biliyor muydunuz? (ümmi kelimesinin başında
lamı tarif olduğu için lamı tariften sonra tenvinin gelmesi abestir.Ve bihi yüfta.)
51-Tuvalet, banyo gibi süfliyatın olduğu mekanlara sol; cami gibi mübarek yerlere girerken
sağ ayakla girmenin hikmetlerinden birinin de tıpça ısbat edildiğini, zira sağ ayak ilerideyken
insan kalp krizi geçirse ön tarafına, sol ayak ilerideyken de arka tarafına düşeceğini biliyor
muydunuz?
52- Namazda tesbih olmadığı zaman tesbih çekerken, ellerin dizlerin üzerinde düzgünce
konmuş vaziyette olduğu halde, okunan her parmak hafif sağa çekilmekle ifa edilmesinin en
uygun olduğunu, bu şekilde parmakla saymanın azimet, tesbihle saymanın ise ruhsat
olduğunu, evla olanın ise parmakla saymak olduğunu biliyor muydunuz?
53-Kadınların, kocaları ile hayatta iken birbirlerinden memnun yaşadılarsa ve hoşnutlukla
ayrıldılar ise cennette de kadın zevcin hanımı olacağını kadının birden fazla evlilik yapması
halinde ise hangi kocasından memnun olarak ayrıldı ise onun hanımı olarak kalacağını biliyor
muydunuz?
54-Cemaatle namaz kılınacağı sünneti kılmamış kimsenin zaman sünneti kılmadan
cemaate uyması gerektiğini ancak sabah namazının sünnetinin çok faziletli olmasından dolayı
cemata 2. rekattaki tahiyyata dahi yetişeceğini umarsa önce sünneti kılması gerektiğini
biliyor muydunuz?
55-İmamı Rabani (k.s) Hazretlerinin oğlu İmam-ı Masum hazretlerinin; “Kişi, farz, vacip ve
sünneti müekkede olan ibadetlerde fıkıh kitaplarında ne yazılıysa ona tabidir.Onun
dışındakilerde (sünneti gayrı müekkede, nafileler…) mürid mürşidine tabidir. (dua namazı
rekatında vb.)” dediğini biliyor muydunuz?
56- Tesbih namazında sehiv secdesini icap eden bir yanılma vuku bulursa, bu tesbihleri
secde-i sehivde okumanın icap etmediğini biliyor muydunuz?
57-(Hadisi Şerifte ifade edildiği üzre) Gıybet etmenin kefaretinin o kimse için istiğfar etmek
olduğunu, eğer gıybet ettiği kimseye gıybeti ulaşmış ise helalleşmeleri lazım geldiğini biliyor
muydunuz?
58- Tüm bedenle yapıldığı için en büyük istiğfar olarak bilinen tesbih namazının sayısız
hikmetlerinden birinin de ; üzerine hakkı olanların ruhlarına hediye edilse bin kere hakkını
helal edeceğini ve hakkı geçipte ahirete intikal edenlerle helalleşme babından güzel bir fırsat
olduğunu biliyor muydunuz?
59-Cinlerinde kafir ve mümin olarak iki kısımda olduklarını, mümin olanlara Sünni, kafir
olanlara da süfli denildiğini biliyor muydunuz?
60-Narın tanelerinden birinin cennetten gelme olduğunu, dolayısı ile narın tamamını yiyen
bir kimsenin, VAllahi cennet meyvesi yedim dediğinde yemininden hanis olmayacağını biliyor
muydunuz?
61-Fatiha suresinin iki kere vahy olunduğunu biliyor muydunuz?
62-Bir kimsenin abdest aldığını sağlam olarak bildiği halde, abdestini bozup bozmadığı
üzerinde şübheye düştüğünde, o kimsenin abdestli sayılacağını;(yakίn şekle zail olmaz.) ancak
abdestini bozmuş bulunduğunu kesinlikle bildiği halde, sonradan abdest alıp almadığından
şübhe eden kimsenin de abdestsiz sayılacağını biliyor muydunuz?
63- Yeryüzündeki yaşayan insanlar cinnilerin 1/10’u olduğunu; insücin (insanlar ve cinler)
toprakta yaşayan canlıların 1/10’u olduğunu, insanlar cinler ve arzda yaşayan mahlukların
heyeti mecmuasının da havada yaşayan canlıların 1/10’u olduğunu, havada, karada yaşayan
mahluklar ve insücinnin toplamının suda yaşayan mahlukların 1/10’u olduğunu,karada
havada denizde yaşayan mahlukat ile insü cini heyeti mecmuası yeryüzüne memur olan
meleklerin 1/10’u olduğunu, havada karada denizde yaşayan mahluklar, insü cin ve
yeryüzünde görevli meleklerin heyeti mecmuasının da 1. kat semadaki meleklerin 1/10’u
olduğunu,2. kat semadakilerin ise 1. kattakilerin 1/10’u olduğunu ….. biliyor muydunuz?
64-Bir çok insanın şükür ve hamd kelimelerini yerinde kullanmadıklarını; şükrün bir nimet
karşılığında yapılacağını, hamdin ise hem nimet hemde bela karşısında yapıldığını dolayısı ile
hasta olan birinin “Çok şükür,iyiyim ” demesinin yanlış olacağını zira hastalığının artmasını
temenni manasına delalet ettiğini biliyor muydunuz?
65-Yapılması ve kaçınılması farz olan bir amelin ilmini öğrenmenin farz, yapılması vacip ve
mekruh olan amelin ilmini öğrenmenin vacip, yapılması sünnet olan amelin ilminin
sünnet,müstehap amelin ilminin müstehap, yapılması mübah olan amelin ilmini öğrenmenin
mübah olduğunu biliyor muydunuz?
66-Eski takke vb. mübarek eşyaların atılması yerine temiz bir mahalle defnetmenin
adaptan olduğunu biliyor muydunuz?
67-Yemeğin başında ve sonunda tuz kullanmanın sünnet olduğunu ve Hz Ali r.a.
efendimizin: “Yemeğe tuz ile başlayan kimseyi Allah-ü Teala 70 dertten kurtarır” dediğini
biliyor muydunuz?
68-Esneme geldiği zaman ağzın yumulması (inisteda’a felyekzum), eğer engellenemezse
elle kapatılması icap ettiğini, kapatmanın adabının ise;Namaz dışında sol elin içi ya da dışıyla
ağzın kapatılması icap ettiğini, namazda kıyamda bu mümkün olmadığı için sağ elin içiyle
ağzın kapatılması icap ettiğini biliyor muydunuz?
69-“İnnellahe vemelaiketehü yüsallüne….” (Allah ve melekleri, Peygamber (efendimiz
s.a.v)'e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle
selam verin.”Ayeti kerimesi okunduğu zaman hemen salavat getirilmesi icap ettiğini zira ismi
anılınca salavat getirmenin vacip, tekrarlamanın ise müstehap olduğunu biliyor muydunuz?
70- Seyri sülük yolunda ilerleyen bir kimse için namazlardaki tesbihleri 3’er okumakla
yetinmenin süi edep olduğunu,5 ya da 7 okumanın icap ettiğini biliyor muydunuz?
71- Farz namazların son iki rekatında yanılarak zamlı sure okunsa sehiv secdesinin icap
etmediğini biliyor muydunuz?
72-Bir kimsenin sabah namazına kalkmak,erken uyanmak, ya da istediği bir zamanda
kalkmak istediği zaman, yatacağı zaman üç kere Kevser suresini okuyup Efendimiz s.av.'e
hediye ederse daha sonra da “Ya Rabbel Alemin, beni sabah namazına vaktinde (veya şu
saatte) uyandır” derse Hz. Allah’ın izniyle uyanacağını biliyor muydunuz?
73- 6 Vakit üst üste namazı kazaya kalmamış kimsenin tertib sahibi olduğunu,bu kimselerin
namazları kazaya kaldığı zaman, bu kazayı ilk vakit namazından önce kılması gerektiğini
biliyor muydunuz?
74- Yatsı namazından sonra Emenerrasülü… ayetlerinin ihmal edilmemesi icap ettiğini, Zira
Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in “Her kim geceleri bakara suresinin son iki ayetini okursa o
gece afetlerden ve şeytanın şerlerinden emin olur” buyurduğunu, Hz. Ali k.v. nin de bakara
suresinin son iki ayetini okumadan uyuyacak aklı başında bir Müslüman bulunacağını
sanmıyorum dediğini biliyor muydunuz?
75- Bir kimsenin başkasının kalemini dahi kullanmak istediği zaman izin istemesi icap
ettiğini, ama aralarında samimiyet bulunan kişilerin örf ve adet dalaletince hiç sormadan da
kullanmasında mahzur olmadığını biliyor muydunuz?
76- İmam-ı Suyuti rh. A.’hın “Sadaka fakire verilirse 10 misli, âmâ ve âcize verilirse, 70 misli,
yakın akrabaya verilirse 1000 misli, ana babaya verilirse 10 000 misli, talebe ve alime verilirse
milyon misli mukabele eder.” Dediğini biliyor muydunuz?
77- İbrahim Ethem Hazretlerinin “Gündüz isyan eden gece ibadetine kalkamaz.” dediğini
biliyor muydunuz?
78- Selam veren birisine “Ve aleyküm selam” (selam senin *de* üzerine olsun) diyerek atıf
harfi olan vav’ı ilave etmek icap ettiğini, zira sadece aleyküm selam (selam senin üzerine
olsun) demenin, sanki verdiği selamı tekrar ona iade etmek manasına geldiğini biliyor
muydunuz?
79- Tavukların her ne kadar besmele ile islami usullere göre kesilseler dahi, içerisindeki
bağırsaklar ve pislikler atılmadan sıcak suya atılmaları halinde necis olacağını, dolayısı ile
yemenin caiz olmadığını, günümüzdeki hazır tavukların ise fabrikalarda üretilirken maalesef
bu hassasiyete riayet edilmediği için, bu tavukları yemenin islama uygun bir hareket
olmadığını, o yüzden çarşiü pazarda satılan tavuk dönerlere uluorta rağbet edilmemesi icap
ettiğini biliyor muydunuz?
80- Kolonyaların kahir ekseriyetinde alkol olduğu için kolonya sürünen bir şahsın namaz
kılması için takriben 15 dakika kadar beklemesi (alkol bu zaman zarfında uçacağı için) icap
ettiğini, bazılarının ise kolonyayı alkolden arındırmak için kolonyaya tuz attıklarını biliyor
muydunuz?
81-Günahlardan af isterken, “Allahım seyyiatımı hasenata tebdil eyle” şeklinde dua edilirse,
günahların affolunmakla kalmayıp, sevaba dönüşmesinin ümit edildiğini biliyor muydunuz?
82- Pastanelerde tavuk göğsü olarak bilinen tatlının, tavuğun göğsündeki bir et
parçasındaki etle kıvama erdirilerek yapıldığını,kullanılan tavuğunda muhtemelen hazır tavuk
olduğu varsayımı gereği yenmesinin şüpheli şeyler hükmünde değerlendirilmesi icap ettiğini
biliyor muydunuz?
83-Peygamberimizin (s.a.v.):”Bir kimsenin harcadığı paraların en faziletlisi, ailesine, Allah
yolunda kullanacağı vasıtasına ve Allah yolunda beraberce çalışacağı arkadaşlarına sarfettiği
paradır” (2008 fazilettakvimi ) dediğini biliyor muydunuz?
84- Ev içerisinde dahi olsa cemaatle namaz kılarken anne, kardeş dahi olsa bayanların
mutlaka bir arka safta bulunmaları icap ettiğini, ancak münferiden (tek başına) kılınırken bu
şartın aranmadığını biliyor muydunuz?
85- Bir kimsenin (erkek) tek başına kılmak niyetiyle başladığı farz namaz esnasında,
arkadan gelen başka birinin (erkek) “eğer farz kılıyorsan sana uyuyorum” gibi namazı beraber
kılmaya çağırması halinde o andan itibaren (namazın kalındığı yerden) cemaat
yapabileceklerini biliyor muydunuz?
86-Nefsi terbiyede en son merhalenin mutmainne makamı olduğunu ve bu mertebeye
gelmiş bir kişinin artık nefsinin Müslüman olup kendisine zarar vermeyeceğini, cennete de
ancak mutmainne makamına çıkmış kişilerin gireceğini, dünyada mu makama
çıkamamışların durumuna göre kabirde sıratta, cehennemde ulaşarak cennete girebileceğini
biliyor muydunuz?
87-Bir kadın öldüğü andan itibaren eşinden dinen nikahının düştüğünü dolayısı ile
dokunayıp sadece yüzüne bakabildiğini, ancak kocası ölen bir kadın ise iddet müddeti
beklemesi icap ettiğinden o anda nikahının düşmediğini biliyor muydunuz?
88-Yemek yiyene (davet edecekse verebilir) ve Kur’an okuyana selam verilmemesi
gerektiğini biliyor muydunuz?
89- Banyo, hela gibi yerlerde bulunurken o esnada,ezan duası ya da normalde dua
okunmasını icap ettiren sesler duyulsa bile (ezan, fatiha, Efendimize Salavat vb.) hiçbir duanın
okunmaması gerektiğini hatta tuvalet terliğini giydikten sonra hela duasının bile
okunamayacağını biliyor muydunuz?
90- Yatsı namazını vaktinin son gecenin yarısından sonra 1 / 3 ‘ ünde kılmanın tahrimen
(harama yakın) mekruh olduğunu biliyor muydunuz?
91- Seferi bir kimsenin 2 rekat kılması icap eden farzı 4 rekat kılmasının tahrimen mekruh
olduğunu ve vakit geçmeden farkına varırsa farzı 2 rekat kılarak namazı tekrarlamasının
Hanefi mezhebine göre vacip olduğunu zira tahrimi kerahetle kılınan her namazın tekrarının
vacip olduğunu biliyor muydunuz?
92- Hz Allah’ın Peygamberimiz s.a.v’in yüzü suyu hürmetine, ümmetinin kalplerinden geçen
vesveselerden, kötü düşüncelerden, konuşmadıkça ve amel etmedikçe sual etmekten
vazgeçtiğini biliyor muydunuz?
93- Ebul Faruk Ks. hazretlerinin kurban kesmenin ehemmiyetine binaen:
"Eğer bir insan hali vakti yerinde olup da kurban kesmezse, Hz (cc) kurbandan akacak kanı
onun ya kendinden veya çoluk-çocuğundan veya malindan ticaretinden servetinden
varlıgından mutlaka bir kan çikaracaktır."
dediğini biliyor muydunuz?
94- Kur'an-ı Kerim tilaveti nihayetinde söylemiş olduğumuz:
"Sübhane rabbike rabbil izzeti amme yesifün, veselamün alel mürselin, velhamdülillahi rabbil
alemin"
Ayeti kerimesinin
"- ...aleminEl Fatiha" diyerek bitirilmesinin doğru olmadığını zira ayet olan bir ifadeyle başka
bir şeyin ayrı ayrı okunmasının doğru olduğunu o yüzden ayrı olarak:
"Lillehitealel fatiha" şeklinde nihayete erdirilmesinin daha uygun olacağını biliyor muydunuz?
95- Namaz sonundaki tesbihler için tesbihi kullanmanın takriri bir sünnet (ashap yaptığında
efendimiz s.a.v.'in men etmeyip sükut ettiği) olduğunu; parmaklarla çekmenin ise fili sünnet
olduğunu zira Peygamber efendimiz (s.a.v)'in: "Tesbih, tehlil ve takdise devam edin ve onları
parmaklarınızla sayın. Zira kıyamette bu azalardan sual edilecek, onlar da -beni tesbihte
kullandı- diyecekler. Gafil olursanız rahmetten mahrum kalırsınız" (Ramuz 319/5) dediğini
biliyor muydunuz ?
96- İnsanların sol omzunda bulunan meleğin memur, sağ omzunda bulunan meleğin ise
amir olduğunu, sağdaki melek amir olması hasebi ile bir savap olduğunda anında yazdığını,
solundaki melek ise günah olduğu zaman amirine danıştığını ve amirin ise 6 saat kadar
istiğfar eder ihtimaline karşı yazmayı beklettiğini bu yüzden işlediğimiz günaha hemen
istiğfar etmemiz icap ettiğini biliyor muydunuz ?
97- Kiminle evlenileceğin ezelde muayyen olup, hiç bir surette değişmeyeceğini hatta,
Eshâb-ı Kiram’dan bir zâtın Peygamberimize (s.a.v.) “Falan kadınla evlenmek istiyorum, duâ
buyurun” demesi üzerine: “Eğer sana, İsrâfîl, Mîkâîl, Cebrâîl, ve Hamele-i Arş, (A.S.)duâ etse,
aralarında ben de bulunsam, gene sen ancak senin için yazılan kadınla evlenirdin.”
(Râmûz:357/9) diyerek bu hakikate işaret ettiğini biliyor muydunuz ?
98- Namazda zamlı sure olarak okunması yaygın olan Yasin suresinin 2. sayfasının 24.
ayetinden itibaren (inni izen lefi zalelin..ilah) başlayıp sayfa sonuna kadar devam eden
ayetlerin, 24. ayet değil de bir üst ayetten (e ettehizu..) başlamasının daha uygun olduğunu,
zira 24. ayetten başlandığı zaman mananın yanlış anlaşıldığını;
( 24 - "Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum." 25 - "Şüphesiz ki ben,
Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni." )
sanki haşa iman eden kimsenin sapıklık içerisinde olduğu tevehhümünün anlaşılacağını biliyor
muydunuz ?
99-Vitir namazında kunut duâlarından sonra Salati Münciye okuyanın o günkü
namazlarının Mevlâ’ya tereddütsüz arzedilip kabûlune sebep olduğunu bu çok önemli
sigortadan gafil olmamamız icap ettiğini biliyor muydunuz?
Miftahulkuluub / Sadakat.Net İslami Forumları
12 Kasım 2005 / 6 Kasım 2008

KÜFRE SEBEP OLAN SÖZ VE HALLER

19/11/2008 ·

KÜFRE SEBEP OLAN SÖZ VE HALLER 


İmam-ı Rabbanî hazretleri:
 
"İtikat ve iman arsası tam temizlenmeden ve düzleştirilmeden hiç bir amelin kıymeti yoktur" buyuruyor.
 
Biz bu sözü kendimize ölçü alacak olursak, binbir güçlükle ibadetlerini yapmak isteyen kardeşlerimizin zahmetlerinin boşa çıkmaması için bir kerre daha itikatlarını kontrol etmeleri ve imanî konularda titizlik göstermelerini arzu ediyoruz. Aksi halde imanın gitmesine ve insanın imansız kalmasına sebep olabilecek en ufak bir fikir ve bir amel üzerinde bulunan bir kimsenin Allah korusun yapmış olduğu bütün amelleri bir hiçten öte geçemez. İman tam olmadan yapılan amellerin, sabun köpüğü üzerine kurulmaya çalışılan binadan farkı yoktur.
 
Hâtemülenbiya Efendimiz: "Bir zaman gelecek benim ümmetim dinin muhafazada çok güçlük çekecektir. Din bir ateş olacak; bıraksa dininden olacak elinde tutsa eli yanacak. Ancak bir elinden diğer eline aktarmak suretiyle ateş nasıl elde tutuluyorsa dinini de benim ümmetim işte o güçlükler içinde muhafazaya çalışaktır." buyurmuşlar.
 
Yine bir hadis-i şerifte: "Bir gün gelecek, kişi mümin sabahlayacak fakat, akşama kâfir olarak girecektir" buyurmuşlardır.
 
Bu iki hadîsi şerifin dehşetinden titreyen, geçmişteki din alimleri yaşadıkları devirler için "acaba bu zaman o zaman mıdır?" endişesine kapılmadan kendilerini alamamışlardır. Asrımızda yaşayan ehli sünnet velcemaat alimleri ise Allah'ın Resûlünün sözlerinin tecelliyatının asrımızda olduğunu söylemekte olup bunun üzerinde müttefiktirler. Bunun için de gerçek din alimleri vaaz ve nasihatlarını amelî konulardan ziyade imanî mevzulara hasretmişlerdir ki, pek haklıdırlar.
 
Önce: İman insanın manevî kalbinde yanan bir mum gibidir. Titrek ve nazlı nazlı yanan bir mum. Etrafı sıkı bir muhafaza yapılmadığında en ufak bir esintide hemen sönüverecek kadar zayıftır. Onun taht kurduğu yer insanın gönlüdür, insanın manevî kalbidir ki, bu gün herkesin atışlarına şahit olduğu maddî kalbin olduğu yerde olması itibariyle kendisine kalb ismi verilmiştir. O manevi kalbe Gönül, Yürek, hatta Ruh diyenler vardır. Bir muzır fikir, ufacık bir zararlı düşünce o yanan mumun üzerine doğru esen bir kasırga gibidir. Allah korusun.
 
Şimdi o ışığın sönmesine veya sağa sola yalpa yapmasına sebep olacak hususları görelim:
 
İmanı zayıflatan veya imanı yok eden şeyler:
 
1- Allahın varlığı hakkında insanda meydana gelecek en ufak bir şüphe ve tereddüt.
 
2- Allahın cisim olduğu hakkında düşünmek ve hayalinde canlandırmaya çalışmak.
 
3- Cenab'ı Hakkın sıfatlarından herhangi birini insanların sıfatlarına benzetmek. (Mesela Cenabı Hakk'a dil ve ağız gibi mahlukatın hassalarından olan âzâlar hayal etmek)
 
4- Allah'ı bir şeye hulûl etmiş olarak kabul etmek.
 
5- Cenab'ı Hakka analık, babalık veya oğulluk isnad etmek. Haşa "Allah Baba" demek veya "Her şeyi yaratan Allah ama Allah'ı yaratan kim" (!) gibi sözler söylemek veya bunları kalbinden geçirmek. (Cenabı Hak Yaratan varlıktır. Yaratılan varlık değildir)
 
6- Peygamberlere yalancılık isnadında bulunmak
 
7- Peygamberlerden herhangi birini inkar etmek.
 
8- Peygamberlere günah isnadında bulunmak
 
9- Peygamberlerin yüksek terbiye ve ilimlerini Allah'ın yetiştirmesiyle değil de, bir insanın yetiştirmesiyle olduğunu sanmak.
 
10- Meleklerden her hangi birini inkar etmek (meselâ münkir ve nekir'i, hafaza meleklerini, dört büyük melekten birini inkâr etmek).
 
11- Meleklere erkeklik dişilik isnadında bulunmak.
 
12- Hakkında ayet olan herhangi bir mucizeyi inkâr etmek
 
13- Tevatur yoluyla sabit olan ayın yarılması ve mirac hadisesi gibi mucizeleri inkâr etmek.
 
14- Kur'an-ı Kerim'in bir ayet veya bir cümlesini inkâr etmek.
 
15- Kur'an-ı Kerim'de en ufak bir noksanlık düşünmek ve "kifayetsizdir" diye bir fikre sahip olmak.
 
16- Kur'an-ı Kerim'in hükümlerinden ve kanunlarından daha üstün kanun ve hükümler olduğunu iddia etmek veya düşünmek, veyahutta ileri bir zamanda böyle bir fikre sahip olabilirim diye düşünmek.
 
17- Kabir sualini ve azabını, öldükten sonra dirilmeyi inkar etmek veya şüphe ile karşılamak.
 
18- Hesap gününü, sıratı, mizanı, cennet ve cehennemi inkâr etmek.
 
19- Cennet nimetleri veya Cehennemin azabı hakkında şüphede bulunmak, inkar etmek "Allah hiçbir kuluna azap etmez" demek.
 
20- Mü'minlerin ebediyyen Cehennemde kalacağını söylemek.
 
21- Her hangi bir farzın bir cüz'ünü veya tamamını inkar etmek, Mesela: "5 vakit namazdan öğle veya ikindi namazları bu devirde kılınmaz, farz olamaz" demek veya düşünmek.
 
22- Faizi, insan öldürmeyi, günah ve haram kabul etmemek.
 
23- İslam dinini mühimsememek ve hor görmek.
 
24- Herhangi bir kâfiri mü'minden üstün görmek.
 
25- Haramlardan birini helâl addetmek veya ayetle sabit bir haramı inkar etmek.
 
26- Sahabelerden her hangi biri hakkında münafık, mürâî (iki yüzlü), kâfir diye düşünmek.
 
27- Bir mü'mini imanından dolayı hakir görmek veya bir kâfiri küfründen dolayı üstün görmek.
 
28- İslâmiyetin dünya saadetine engel olan bir din olduğunu söylemek veya düşünmek.
 
29- Bir mü'mini küfürle suçlamak.
 
30- Küfrü icap ettiren her hangi bir şeyi kendi isteğiyle hatırından geçirmek.
 
31- Üzerinde ayet yazılı her hangi bir şeyi kasten kirletmek veya pisliğe tutmak.
 
32- Müzik aletlerinden birini çalarak Kur'an okumak.
 
33- "O adam peygamber olsa gene inanmam"demek.
 
34- "Peygamber gelse gene kabul etmem" demek.
 
35- "Allah olsan ne yapabilirsin sen bana" demek.
 
36- "Allahımı inkar edeyim bu böyle" diye yemin etmek.
 
37- "Ne olur şu güzelim şarap haram olmasaydı" demek.
 
38- "Namaz kılmam, kılmayacağım" demek.
 
39- Allahın emir ve yasaklarından ve kanunlarından biriyle alay etmek, (mesela alaylı alaylı : "Hırsızlık mı yaptın uzat kolunu, adam mı öldürdün uzat boynunu" diyerek istihza etmek veya istihza edenin gülmesine gülerek mukabelede bulunmak.
 
40- Küfrü icabettiren bir söz söylendiğinde onu gülerek karşılamak.
 
41- "İslam dini efsane ve hurafeden ibarettir" demek.
 
42- Ruhların kalıptan kalıba geçtiklerine inanmak.
 
43- Peygamberimizden sonraki hristiyan ve yahudileri mü'min kabul etme, onların da dini haktır diye itikat etmek.
 
44- Kur'anın kanunlarını Allahın kelamı diye değil de akla, mantığa, ilme ve felsefeye uygundur diye kabul etmek.
 
45- Bir kâfire karşı muhabbet etmek. (Bu hususa bilhassa taassup derecesinde her hangi bir fırkaya fikren angaje olan kimseler dikkat etmelidir. Hele hele her şeyin sahtesinin çıkktığı günümüzde pek öyle zahire ve elfaza kapılarak hemen. "iyidir, aradığımız ve beklediğimiz olsa olsa budur" diye körü körüne birine sevgi beslememek lazımdır. Çünkü dış memleketlerden konmuş casuslar bir memleketin en yüksek idari mevkilerini işgal edebiliyorlar ve yükselebiliyorlar. Bu türlü bir sevgi dahi kişinin imanını götürür).
 
46- Uzun müddet küfre hizmet etmiş ve müslümanlığa zararı dokunmuş birisini sevmek, onu desteklemek ve hakkında Allah razı olsun diye dua etmek.
 
47- Ölmüş bir kâfire veya İslam dinine kötülüğü dokunmuş birine "Allah rahmet eylesin" demek.
 
48- Kafirlerin öteden beri kendilerini müslümanlardan ayırmak için kullandıkları Haç, zünnar (v.s) gibi alâmeti küfür olan şeyleri takmak veya giymek.
 
49- Allah'ın ve dininin düşmanlarını taklit etmek, onların hallerini, tavırlarını kendisine örnek ittihaz etmek.
 
50- İbadetlerinde Cenabı Hakkın rızasından başkalarının hoşnutluğunu gözetmek ve başkalarının görmeleri için kulluk etmek.
 
51- Kendisi veli olmadığı halde velilik iddiasında bulunmak.
 
52- "Bu gün Kur'an-ı Kerimle dünya idare edilemez" demek veya diyen birine "doğru söylüyor" demek.
 
53- Allah'a (c.c.) peygemberimize ve peygamberlerden herhangi birine, dine veya kitaba sövmek, hakaret etmek veya söven, hakaret eden birine sevgi beslemek o anda onun yüzüne gülmek.
 
54- Ağıza veya göze sövmek, küfretmek.
 
55- Nazar değmesin diye bir şeye boncuk takmak (Allah'tan gayri bir şeyden ümit beklemek)
 
56- Allah dostlarından her hangi bir veli'ye düşmanlık etmek, çalışmalarını baltalamak.
 
57- Şeriat, dini aykırılıkları bulunmayan ve Allah'ın dinini yaymağa çalışan bir topluluğa, Kur'an'ın şeriatın öğretildiği bir müesseseye düşmanlık etmek ve onların çalışmalarını baltalamak.
 
58- Bir kâfirin dünyalık bir iyiliğinden dolayı cennete gireceğine kail olmak ve mesela "insanlığa bu kadar iyiliği dokunup da cennete giremiyecek olursa ben de cennet'e girmem" demek.
 
59- Her hangi bir sünneti ittihaz etmiş bir mü'mine "sana hiç yakışmamış" demek. (Meselâ sakal ve bıyık)
 
60- Hakkında nas (Ayet-Hadis) olduğu açıkça bilinen, ayrıca icma ve selefi salihiyn efendilerimizin, Şah'ı Nakşi Bendi Abdulhaliki Gucduvani, İmamı Rabbani ve daha binlerce İslam büyüklerinin kail oldukları, kabul ettikleri Rabıta hakkında ileri geri lâf etmek ve küfürdür, demek.
 
61- "Peygamber gelse kararımdan beni caydıramaz" demek.
 
62- "Bu işin inşallahı maaşallahı yok artık" demek.
 
63- "İşte küfrün adını günah koymuşlar. böylelerine küfür sevaptır" demek.
 
64- "Oruç tutup namaz kılmak neye yarar benim kalbim temiz" demek ve farzları hafife almak.
 
65- "İslam dini dünya işlerini geriletmiştir" demek.
 
66- Melaike-i kiramdan herhangi birine günah isnadında bulunmak (Hârut ve Mârut gibi)
 
67- Hastalanmıyan birisine: "Seni Allah unuttu" demek.
 
68- Gelcekten haber verdiğini iddia eden kimseyi tasdik etmek doğru söylüyor demek.
 
69- "Eğer bu işi ben yapmış isem kâfirim" demek.
 
70- Yalan olduğunu bildiği halde "Allah biliyor ki seni oğlumdan daha çok seviyorum" demek.
 
71- "Allahım! rahmetini bana vermekle cimrilik etme" demek.
 
72- "Allah'ın hiç işi kalmamışta bu gibi şeyleri mi yaratıyor" demek.
 
73- "Allah falan kuluna şu kadar veriyor bana ise şu kadar veriyor. Bu adalet midir" demek.
 
74- "Ben bu kadar iyilikte ve hayırda bulunuyorum bütün belalar yine bana geliyor. Falan kimse ise her çeşit kötülüğü yapıyor paşa gibi yaşıyor; bu nasıl adalet" demek.
 
75- "Cinler olacakları biliyor" demek.
 
76- "Eğer ahirette Allah hakkı ile hükmederse senden hakkımı alırım" demek.
 
77- "Falan kimse peygamber olsa idi ben iman etmezdim" demek.
 
78- "Eğer Adem Aleyhisselâm buğdaydan yemese idi biz eşkiya olmazdık" demek.
 
79- "Falan kimse peygamber olsa idi yine de yalan konuşurdu" demek.
 
80- Birisini döverken "dövme" denilse o da "Gökten dövme diye ses gelse yine bırakmam" demek.
 
81- Kur'anın Arapça olmayıp başka bir lisanla olduğunu iddia etmek.
 
82- Kur'anın bazı ayetlerini alaya almak ve mesela "Ben namazımı yalnız kılarım. Çünkü Allah 'İnnessalate tenhâ' buyurur" demek.
 
83- Namaz kıl diyen kimseye: "Sabret Ramazan gelsin kılarız" demek.
 
84- Zikirlerle alay etmek.
 
85- Bir günahı işlerken besmele çekmek.
 
86- Abdestsiz olarak bilerek namaz kılmak.
 
87- "Eğer Allah Cenneti bana verse, sensiz girmem" demek.
 
88- "Falan adamla Cennete bile girmem" demek.
 
89- "Falan kimse kıble olsa o tarafa yüzümü çevirmem" demek.
 
90- Hırıstiyan veya Yahudi, yahut başka din üzere ölenlerin azab göreceklerine inanmamak.
 
91- "Ramazan bitti artık namazı rafa koydum" demek.
 
92- Alim kıyafetine bürünüp yüksek bir yere çıkarak alay tariki ile konuşma yapmak veya böyle yapan kimsenin hareketlerine gülmek.
 
93- Boşanma hakkında : "Ben talak malak bilmem" demek.
 
94- "Hırıstiyanlık Yahudilikten daha hayırlıdır" demek.
 
95- Yakını ölen kimsenin. "Ey Allahım! Biz şimdi ne yapacağız sen niçin böyle yaptın" diyerek sitemde bulunmak.
 
96- Meşru bir sebep olmadığı halde bir kimse için "Şu adamın kanı helâldir ve mübahtır" demek.
 
97- "Allahü Teâlâ falan kimseyi vaktinden evvel öldürdü ve vakitsiz gitti" demek.
 
98- Yabancı bir kadına bakıpta : "Güzele bakmak sevaptır" demek.
 

99- Ahiretten bahseden kimseye . "Ordan haber veren kim? Oraya gidip gelen var mı?" demek. Günah işleyen bir kimseye "Tövbe et" denildiğinde "Ben ne yaptımda tövbe edeyim" demek.

TAHARET (ABDEST,GUSÜL,İSTİNCA,İSTİBRA,İSTİNKA VE FITRİ TEMİZLİKL

19/11/2008 ·

TAHARET (ABDEST,GUSÜL,İSTİNCA,İSTİBRA,İSTİNKA VE FITRİ TEMİZLİKLER) sonraki sayfa


Taharet, necasetten veya abdestsizlikten temizlenmektir.

 

İstinca, ön veya arkadan çıkan necaseti temizlemektir.

 

İstibra, erkeklerin, idrarlarını akıttıktan sonraki yaptıkları temizliktir.

 

İstinka, ön ve arka temizliğinde mubalağa yapmaktır.

 

Hadis-i Şerif

 

Bevilden sakınınız. Çünkü kabir azabının çoğu ondandır.


 

GÜZEL TAHARET YAPMANIN VE SÜNNETE UYMANIN LÜZUMU

 

İslam büyüklerinin beyanlarına göre: "İnsanlara süfli cinlerin musallat olması, gusül abdesti ve namaz abdestindeki noksanlıklardan, üzerlerine necaset bulaşmalarından, abdestsiz gezmelerinden, 4 metrekareden daha geniş mekanlarda çıplak bulunmalarındandır."

 

 

Peygamberimize bir kabile muallimleriyle birlikte ziyarete gelir.

Efendimiz, muallim sahabiye sorar:

 

"Bu kavim ne gibi güzel bir amel işliyor ki yüzleri çok güzel." Muallim Sahabi; "Ya Rasulallah! Bu kavim tahârete çok riayet ediyor." diye cevap verir.

 

Peygamberimizin bu hadisinden, görülmeyen yerlerini temiz tutanların yüzlerinin güzel  olacağı anlaşılıyor.

 

İmam-ı Rabbani hazretleri;

 

"Biz bu dereceye Rasulullah Efendimizin sünnetine tam riayetle elde etttik. Bir gün tuvalete sağ ayağımızla girdik de o gün çok büyük kayıplara uğradık." buyuruyor.

 

Yine İslam büyüklerinin beyanlarına göre; "İnsanlara süfli cinlerin musallat olması, gusül abdesti ve namaz abdestindeki noksanlıklardan, üzerlerine necâset bulaşmalarından, abdestsiz gezmelerinden, 4 metrekareden daha geniş mekanlarda çıplak bulunmalarındandır."

 


Tarih: 17/7/2007

önceki sayfa GUSÜL ABDESTİ sonraki sayfa

Önce niyet edip, gizlice "Euzü Besmele" çekerek eller yıkanır. Necaset olsun veya olmasın, ön ve arka yıkanır. Sonra yeniden eller yıkanarak namaz abdesti alınır.

 

Abdestte ağıza üç defa su verirken gargara yapılır.

 

Sonra üç defa burna su verirken suyun her tarafına ulaşması sağlanır.

 

Ayakların olduğu yerde su birikiyorsa ayakları yıkamak en sona bırakılır.

 

Sonra baştan aşağı su dökülür ve ovalanır. Sonra sağ ve sol omuzdan aşağı su dökerek vucudun her tarafı ovalanır.

 

Göbek çukuru, kulak kıvrımları, burun ve ağız içinde suyun temas etmediği yerler kalabilir. Buraları güzelce yıkanmalıdır. Burun içinde kuru ve katı burun kiri varsa giderilmeli ve altına su geçmesi sağlanmalıdır.

 

Geniş banyolarda ve hamamlarda avret yerleri peştemalla örtülmelidir.

 

İki kolumuzu açıp 360 derece döndüğümüzde parmak uçlarımız duvara değmiyecek kadar büyük odada çıplak yıkanılmaz. Böyle bir yerde peştemal veya perde gerekir. Gusül abdesti alınırken ön ve arka kıble istikametine gelecek şekilde oturulmamalıdır.

 

Cünüplükten temizlenmek için alınan gusul abdestine idrar akıttıktan sonra başlamak lazımdır. (Bu, idrar yolunda kalmış menilerin temizlenmesi için lüzumdur)

 

     Gusul Abdestinin Farz Olduğu Yerler:

  • Erkek veya kadının tenasül uzvundan (uyurken veya uyanık) zevkle ve atarak meni çıkması,
  • Cinsi münasebette bulunmak,
  • Hayız ve nifasın sonunda,
  • Kadınların tenasül uzvuna zevk için bir şeyin dahil edilmesi sebepleriyle

gusul abdesti farz olur.


Tarih: 17/7/2007

önceki sayfa NECASETTEN TAHARET (İstinca, İstibra, İstinka) sonraki sayfa

Önce çoraplar çıkarılır.

Pantolonun paçaları yukarı sıvanır.

Tuvalete sol ayakla girilir. Girerken şu dua okunur:

 

"Euzu Billahi mine'l-hubsi ve'l-habais"

Manası: "Maddi manevi pisliklerden Allah'a sığınırım"

 

Kapı içeriden kilitlenir.

Büyük hacet, mümkünse sola meyili oturularak giderilir. Necasetin gelmesi kesildikten sonra taharete (istincaya) başlanır.

 

İstincanın en güzel şekli üç kademeli yapılanıdır:

  • Önce kuru olarak silmek,
  • Sonra su ile yıkamak,
  • Sonra da kurulamak.

Sonra bir parça tuvalet kağıdı koparılır. Sol elle necasetin çıktığı yer kuru olarak silinir. (Evla olan elin arkadan dolaştırılmasıdır.Önden uzatmakta ise beis yoktur)

 

Sağ elle musluk açılarak tasa veya ibriğe su alınır.

Sol ele su dökülür. Necasetin çıktığı mahal sol elle, (bilhassa orta parmak kullanılarak) iyice yıkanır. Parmak uçları necasetin çıktığı mahale değdirilmez.

 

Sonra idrar temizliğine başlanır:

 

Önce (Erkeklere mahsus olarak) İdrar'ın çıktığı yer öne doğru bir kaç defa  sıvazlanır.   Böylece kalan idrar tamamen boşaltılır. Sonra su ile yıkanır. Ön tarafın yıkanma işi bittikten sonra yeniden kağıt koparılır. Ön ve arka kurulanır.

 

Sonra iç çamaşıra değdirmeden idrar yolunda kalan son damlanın da temizlenmesi yapılır. Buna istinka denir. Fıkıh kitaplarında istinkanın çeşitli şekilleri vardır:

 

Kırk adım yürümek, öksürmek, yan yatmak ve kişi kaç yaşında ise yaşı adedince adım atmak gibi...

 

Asrımızda pratik olarak şöyle bir istinka yolu tatbik edilebilir:

 

Tuvalet kağıdından küçük bir parça koparılır. Kibrit başı büyüklüğünde top yapılır ve idrarın çıktığı kanalın ucuna tampon olarak konur. (Bu korunma işini kağıt sarma suretiyle yapanlar da vardır. Tıbbi Nebevi kitabının Mezi ve fitil maddelerinde Ata b. Ebi Rebah, Hz. Ali Efendimiz (A.S.) mezi akıntıları için pamuk fitil yaparak kamışın deliğine tıkardı, demiş, İmam Evzai de mezi akıntısı gelen birine "pamuk parçası ile kamışın deliğini tıkasın" diye fetva vermiştir).

 

Sonra ayağa kalkarak üst toplanır. Bol su ve süpürge ile tuvalet taşı temizlenir.

Taşın bitiminden sonra gelen boru kısmı da su ve fırça ile temizlenmelidir.

Dipte kalan necasetlerin akması için ya sifon çekilmeli veya bol su dökerek onlar da giderilmelidir.

 

Sonra tuvaletten sağ ayakla çıkılır.Çıkarken şu dua okunur:

 

      "Elhamdü-lillahi-lezi ezhebe anne'l-eza ve afani min zalik"

Manası:"Bana ezadan afiyet veren (kurtaran) ve bizden ezayı gideren Allah'a hamd olsun."

 

Lavaboda eller (bilhassa sol elin orta parmağı iyice ovalanarak) sabunla güzelce yıkanır.

Üç beş dakika gezip dolaştıktan sonra yeniden tuvalete gidilerek konan kağıt atılır.

Taharet ve istibra bu şekilde yapıldıktan sonra abdest almaya başlanır.

 

DİKKAT!

 

Küçük su döktükten sonra son damlayı almak ve idrarın çıktığı kanalı iyice kurutmak çok mühimdir. Bu temizliği yapmadan abdeste başlanırsa, yolda kalmış son damla abdestten  sonra çıkarsa abdest bozulur ve iç çamaşır necasetlenir.

Necasetin bulaştığı yer üç defa, su dökülüp ovalanır, sıkılır.

 

Hacet giderirken ön veya arkanın kıbleye doğru gelmesi ve özürsüz ayakta su dökmek mekruhtur. Erkeklerin idrarının tam kesildiğine kalbi mutmain olmadıkça abdeste başlaması caiz değildir.

 

Yazıya elverişli olmayan kağıtları taharette kullanmak mekruh değildir.

 

Yellenmekle taharet gerekmez (Ancak yellenme esnasında necaset çıktı ise taharet o zaman gerekir). Kadınlara istibra yoktur. Kadınlar sadece avret mahalinin dışını yıkarlar.

Helada konuşulmaz, selam alınmaz. Mazeretsiz avret mahalline ve necasete bakılmaz.   Helaya tükürülmez, sümkürülmez. Helada vücut ile oynanılmaz. İhtiyaç giderilir giderilmez heladan derhal çıkılır. Tuvalete, başın örtülü olarak girilmesi müstehaptır.

 

Hasta erkek ve kadına ancak nikahlısı taharet yaptırabilir. Nikahlısı bulunmayan hastalardan taharet sakıt olur (düşer). Böyle bir kimse abdest veya teyemmüm aldıktan sonra taharetsiz olarak namazını kılabilir.


Tarih: 15/7/2007

önceki sayfa SÜNNET ÜZERE ABDESTİN ALINIŞI sonraki sayfa

Önce "Bismillahir-rahmanir-rahıym" [بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ] diyerek besmele çekilir.

 

"Niyet ettim abdest almaya" diye niyet edilir. Sağ elle musluk açılır. İki el güzelce yıkanır. Parmak araları hilallenir. Yani üstten bir elin parmakları ile diğerinin parmak araları yıkanır.

 

Sol elle musluk açılır. Sağ ele bir avuç su alınır. (Musluk kapanır) Ağıza su verilir, çalkalayıp dökülür. (Misvakla veya sağ elin baş ve şehadet parmakları ile dişler temizlenir)

Ağıza bu şekilde üç defa su verilir.

Sonra burna üç defa su verilir. Her su alışta musluk açıp kapanır. (Sümkürme ihtiyacı varsa sol elle yapılır.

 

Sonra yine sol elle musluk açılır. Sağ avuca su alınıp sol eliyle birleştirerek alından aşağı doğru su dökülür. Yüz iki elle ovalanarak yıkanır. Bu da üç defa yapılır.

 

Sonra yine sağ elle musluk açılıp, sol elle bir avuç su alınır. Sağ dirseğin üzerinden aşağı su dökülür. Kol iyice ovalanır. Bu da üç defa yapılır.

Sonra, sol elle musluk açılır. Sağ ele bir avuç su alınır. Sol dirsekten aşağı doğru dökerek sol kol ovalanır. Bu da üç defa yapılır.

 

Sonra, sol elle musluk açılır. sağ ele bir avuç su alınır, musluk kapanır. İki el ıslatılır. Başın dörtte biri sağ elle mesh edilir. Küçük parmaklarla kulak içleri,başparmakla kulak arkaları, parmakların sırtı ile de boyun meshedilir.

 

Sonra sağ ayak musluğun altına konur. Sağ elle musluk açılır. Sol elin küçük parmağı ile ayak parmaklarının araları sağdan başlayarak yıkanır.Sonra ayağın diğer kısımları, -topuk kemikleri dahil- güzelce üç defa yıkanır. Ve musluk kapanır.

Sonra sol ayak musluğun altına konur. Sağ baştan başlayıp önce parmak araları yıkanarak sol ayak da üç defa yıkanır.

 

DİKKAT!

 

Abdestte her azayı yıkarken besmele çekmek ve Kelime-i Şehadet okumak abdestin sünnetlerindendir. Kurulanırken de "İnna Enzelna"suresi okunur. (1,3,5 veya 7 defa)

 

Abdest alırken her azayı üç avuç su ile yıkamak sünnettir. Fazla su kullanmak israftır.    İsraf ise haramdır. Bilhassa vakıf ve dernek suları kullanılırken daha da dikkatli hareket edilmeli, avuçtaki su dahi lüzumsuz yere taşırılıp akıtılmamalıdır.

 

Abdestte acele mekruhtur. Başkalarının farz abdest almasına yetecek kadar suyun az olması halinde abdest alma haramdır. Vakıf ve dernek sularından abdest üzerine abdest almak haramdır.

 

Peygamber Efendimizin üç avuç su ile abdest aldığı Hazreti Aişe validemizden, 800 gram su ile abdest aldığı da Hz.Enes (R.A) dan rivayet edilmiştir.

 

Hz.Enes(R.A)' dan rivayet olunmuştur: Resülüllah Efendimiz guslünü (yaklaşık) 3.5 Kg su ile, abdestini de 800 Gr. su ile alırdı (Ramuz).

 

Abdest alan kişi abdest almakla günahlarının temizleneceğine inanarak abdest almalıdır. Çünkü Müslim ile İmam Malik'in merfu olarak rivayet ettikleri bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:

 

"Mümin kul, abdest alıp yüzünü yıkadığı vakit, gözü ile işlediği her günah, yüzünden su ile yahut suyun son damlası ile çıkar. Ellerini yıkarken, elleri ile işlediği her günah su ile yahut suyun son damlası ile ellerinden çıkar. Ayaklarını yıkarken, yürüyerek işlediği her günah su ile yahut suyun son damlası ile ayaklarından çıkar. Kul günahlarından tertemiz çıkıncaya kadar bu böyle devam eder"


Tarih: 14/7/2007

önceki sayfa FITRİ TEMİZLİKLER (Etek, koltukaltı, tırnak ve kir tahareti) sonraki sayfa

Bu hususta Dürer'de (hulasa olarak) şöyle yazılıdır:

 

Tırnakları cuma günü kesmek müstehaptır. Çok uzamış tırnakları, ille de cuma günü keseceğim diye tehir etmek mekruhtur. Çünkü tırnakları uzun müslümanın rızkı dar olur. Hz. Aişe (R.Anha) Resul-i Ekrem (S.A.V)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

 

"Bir kimse tırnaklarını cuma günü keserse,Allahü Teala o kimseyi diğer cumaya kadar ve cuma'dan üç gün fazla bela'dan emin kılar."

 

Bir Müslümanın, haftada bir kere etek traşı olup bedenini yıkaması ve (dudak üstüne sarkan)  bıyıklarını kısaltması müstehaptır. Efdal olan haftada birdir. Ortası onbeş, en uzağı kırk gündür. Kırk günden fazlasında özür olmaz. Vaide (azab tehdidine) müstehak olur.

 

Dar-ı Harbde müslümanın (icabında silah olarak kullanabilmesi için) tırnaklarını ve (düşmana heybetli gözükmesi için) bıyıklarını uzatması menduptur.

 

Cünüpken gusul abdesti almadan önce tırnak kesmek, etek ve koltukaltı  temizliği yapmak mekruhtur. Cünüpken yemek yenilmez. Cünüp olarak en fazla iki namaz vakti arası kalınabilir.

bir kış sabahı..

13/10/2007 ·

 

bir kış sabahı..

« Önceki ::